Cuma, Temmuz 31, 2009

Çocuk bakıcısı problemleri


Yaz için işe aldığımız bakıcının çocuklara iyi bakmadığına ve korkuluk gibi durmaktan başka bir işe yaramadığına mı yanayım, yoksa onu işten çıkardığımız için, bizi kısa bir süre için yeni birini bulmak zorunda bıraktığına mı sinirleneyim bilmiyorum. Hazır iş bulmuş, zaten bir tanesi yarım gün kampta olan çocuklarla günde sadece iki saat oynayıp konuşsa, parasını alıp evine gidecek, okulunun mu ne ise onun ödemelerini yapacak, biz de tatile gidene kadar gül gibi geçinip gidecektik. Demek ki parasıyla da olsa insanın içinde yoksa olmuyor.

Ana gibi harika bir tecrübemiz de var ama artık yeni baktığım insanlara da güvenim kalmadı. Çocuklarla konu, oyna, dışarı çıkar, eğlendir dediğimiz halde çocuklarla mecbur kalmadıkça tek kelime konuşmayan bir insan bizi buldu. Tabi ben aşağı inince veya eşim işten gelince herşey güllük gülistanlıktı. Hoş ben kahvaltıda yanlarındayken de çok konuşmuyordu ama... İnsan evde evcil hayvanı olsa konuşur.

Feci bir aldatılma acısı bu resmen.

Bookmark and Share

Perşembe, Temmuz 30, 2009

Hediyeler ve yaşgünü dileği

Yeni dikiş masam, Pratiğin annesinden. Yandaki kapağı öne doğru kapanıp, üstteki uzantı aşağı iniyor ve ufalıyor


Doğumgünüm geçeli bir ay olacak. Daha hediyelerimi kullanmak değil, birini açamadım bile. Ama açılış pek yakında.

Artık dikiş makinesi masası ve ekmek makinasına sevinen bir bireye dönüştüğümü düşününce kendi kendime gülüyorum.

Hayalim: Kocam ve çocuklarıma beraber dünya seyahatine çıkıp bunu bir televizyon programı haline getirmek. Böylece çocuk yapmadan evvel dünya seyahatine çıkmak istiyorum diyerek çocuk yapmayı erteleyen insanları bilinçlendirmek. :) Travel Channel, duy sesimi.

Çocuklar dünden razı.. Kımılnaz gözünü "ATTAAAA" diye bağırarak açıyor, "ATTAAAA" diye ağlanarak yatağa giriyor. Kıpırcan'a gezmeye gidiyoruz dediğimizde 10 dakikada çantasını topluyor ve ben tek başıma bir yere gidersem onu götürmediğim için ağlıyor.

Çok istedim seyahat etmeyi ve bu sene şansımıza bayağı birşey düştü. Hayal etmeye ve istemeye devam. Bir gün beni, eşimi ve çocukları Travel Channel'da göreceksiniz. :)


Pratiğin babasından ekmek makinası ve geçen seneden blog arkadaşım diye aldığım ama sadece hikayeleri okuduğum Binnur'un Ekmek Kitabı


Pratiğin kardeşinden ve eşinden yavrularla yoga yapalım diye yoga kartları

Bookmark and Share

Salı, Temmuz 28, 2009

Favizm (Bakla Zehirlenmesi)

Yazmaya vakit olmuyor. Yazmayı bir bırakınca da diyet ve egzersiz gibi geri dönüp toparlaması zor oluyor. Aslında aklımda çok güzel şeyler var sizlere sunulacak, sizlerle paylaşacak. Ben toparlanana kadar size babamın, annemin blogunda yazdığı bir yazıyı paylaşıyorum.

Favizm (Bakla zehirlenmesi), nam-ı diğer Glikoz 6 Fosfat Dehidrogenaz eksikliği.

Akdeniz ülkelerinde sık raslanan bir genetik bozukluktur. Türkiye'de de sık olarak görülür, ama sinsi seyrettiği için genellikle bilinmez. Devamı için tıklayın.


Ayrıca annem Türkiye'ye döndüğünden beri güncellemediği bloguna yeni tarifler koymaya başladı. Göz atmanızı tavsiye ederim.

Bookmark and Share

Salı, Temmuz 21, 2009

Çocuk eğitimi ve güvenliği üzerine inciler


Önce eski İstanbul Emniyet Müdürü, şimdi TC Başbakanı gündemdeki yürek yakan cinayetler üzerine anne babalara çocuklarımızın can güvenliği için çok güzide tavsiyelerde bulundular.

Çocukları katil, trafik canavarı, hırsız, gaspçı, dolandırıcı, tinerci, kapkaççı ve sapık olan anne babalara nasıl çocuk yetiştirdiniz diye kimse hesap sormuyor. Çocuğu öldürülen veya kazaya kurban giden anne ve baba olarak çocuklarını rahat bırakmakla suçlanıyor.

Hem de sizi ve çocuklarınızı korumakla yükümlü polis ve devlet tarafından. Hem de trafik kazasında bir insanın ölümüne neden olmuş ve üstüne üstlük suçlu olduğu halde bunun hesabını vermemiş bir çocuğun babası tarafından.

Ne deseler haklılar... Çünkü... Onlar suçluları, zanlıları, hükümlüleri dışarı bırakıyorlar. Adam sana söylüyor açık açık. Bu koşullar altında çocuğunu eve kapatmayıp sağa sola bırakırsan, çocuğunun ve senin başına geleceklerden de sen mesulsün.

Bookmark and Share

Salı, Temmuz 14, 2009

Gelecek nesillere miras genler

Havaalanında güvenlik kontrolüne doğru ilerlemekte olan anne geriye dönüp çocuklarına bir kez daha bakar. Havaalanına geldiklerinden beri mutlu mutlu dolanan oğluş ağlamaya başlamıştır. Anne koşarak geri döner. "Anneciğim ben hemen geri geleceğim, merak etme." demek için. Ama oğlush giden annenin derdinden çok kendini bırakıp giden uçağın derdine ağlamaktadır.

- Ben de uçağa binmek istiyorum. Ben de Almanya'yı
görmek istiyorum. Beni de götür. Ben de görmek istiyorum ne var orada. Çok merak ediyorum Almanya'yı.

diyen bir oğluş nasıl teselli edilir?


Görüntü ve genel karakter olarak zerre kadar bana çekmemiş olan oğlum benden sadece iki iyi huy almış.

- Dizginlenemez tatlı ve çukulata sevgisini
- Seyahat etme ve gezme sevgisini

Bu güzel zevklerin beraberce tadına varabileceğim iki çocuğum olmasından daha güzel ne olabilir? En kısa zamanda oğluşla seyahat planları yapmalı.

Bookmark and Share

Pazartesi, Temmuz 13, 2009

Haftanın Menüsü



↓ Bedenim ve ruhum burada.

♥ Kalbim burada.

Haftalık menüyü eşime, buzdolabının üzerine yazıp bıraktım. Toparlanma telaşından buraya not edemedim, şimdi yayınlayamıyorum. Dönünce artık.

Benim payıma da bolca restoran menüsü düşüyor.

Bookmark and Share

Salı, Temmuz 07, 2009

Bebeklerin dişleri ne zaman çıkar ve sırası var mıdır?


Kıpırcan da Kımılnaz da ilk dişlerini genele kıyasla oldukça geç çıkardılar. Kıpırcan neredeyse 11 aylıktı. Kımılnaz 10 ay 1 hafta iken çıkardı. Kıpırcan'ın ilk altı dişi arka arkaya üçer üçer çıkmıştı, hatırlıyorum. Sonra diğerleri sıra ile birer ikişer normal olarak acılı, ağrılı, zaman zaman ishal etkili üç yaşına kadar tamamlandı. İlk dişlerin erken veya geç çıkması genelde ebeveynlerden ırsi geçen bir özellik oluyormuş.

Kımılnaz ise ilk 6 dişi biz anlamadan çıkardı. Hatta ilk dişini ben emzirirken m.em.emde hissettiğim acı yüzünden farkettim. Üst ön dörtlü ve alt ön ikiliden sonra yeni diş çıkmadı. 18 aylık kontrolünde doktora bunun normal olup olmadığını sordum. Ailede eksik dişi olan yoksa şimdilik endişelenecek bir durum olmadığını söyledi ve iki yaşına kadar ses seda çıkmazsa çocuk dişçisine göstermemi önerdi. Ben de Kıpırcan'ı 4 yaş kontrolü için dişçiye götürürken Kımılnaz'ı da araya sıkıştırmaya karar verdim.

Dişçi randevusu perşembe günü. Endişelenip randevuyu aldım ya, bütün dişler aynı anda çıkmaya karar verdi.

Önce geçtiğimiz haftasonu inanılmaz vızıldak hallerden sonra aklıma gelip elimi atınca üstteki azı dişlerinin baş verdiğini farkettim. O kadar uzun zamandır diş çıkarmadı ki zaten bu huysuzluğu neye yoracağımı bile bilemedim uzun süre. Doktora diş çıkarmaların bir sırası olup olmadığını ve köpek dişleri çıkmadan ve alttaki dörtlü tamamlanmadan azıların çıkmasının normal olup olmadığını sordum. Gelen cevap, "Dişler ne zaman çıkarsa ve ne sırayla çıkarsa öyle çıkar. Ortalama bir trend olsa bile kesin bir zamanı ve sırası yoktur" oldu.

Şimdi de üst köpek dişleri ile alttan birşeyler kabarmış ama artık tam da kestiremiyorum. O kadar rahatsız ki, ağrı kesici verip, diş jeli sürmeye başladım. Parmak fırçasına diş jelini sürüp 15 dakika diş etlerini ovalıyorum. Sesini çıkarmadan kucağımda ağzını açıp bana bakıyor. Adam gibi bir diş kaşıyıcı bulmam lazım.

Gece uyanmalarını yazmıyorum. Tam da emzirmeyi bırakmaya niyetlenmiştim. Namümkün.

İştah yokoldu gitti. Soğuk meyve ve yoğurt ile idare ediyoruz.

Dişler biran evvel çıksa da sakin ve melek kızım geri gelse.

Bookmark and Share

Pazartesi, Temmuz 06, 2009

Pratik Yemekler - Otlu Kuskus Makarnası


Bahçemizde yetişen otlarla basit ama değişik bir kuskus makarnası yaptım. Kıpırcan sade yoğurt yemediği için semizotlarına yoğurtlu salatadan başka bir çare bulmam gerekiyordu. Ben de otları pişirmeden, diri diri makarnanın içine attım. Hem Kıpırcan, hem Kımılnaz, hem de eşim çok beğendiler.

Malzemeler
2 bardak kuskus makarnası
2 bardak ayıklanmış ve kıyılmış semizotu yaprağı (bahçeden)
1/2 bardak kıyılmış dereotu (bahçeden)
1/2 bardak küp doğranmış kırmızı soğan
100 gr tereyağı
1 çay kaşığı tuz

Yapılışı
Önce suyu kaynatın. İçine kuskus makarnasını dökün. Biraz sonra soğanı ve tuzu ekleyin. Makarna suyunu iyice çekip şişince fazla suyunu süzün.

Su ve makarna kaynarken semizotu ve dereotunu kıyın. Dereotunu ince kıyın ama semizotları orta incelikte olsun. Suyunu süzdüğünüz makarnaya kıyılmış otları ve tereyağını ekleyip iyice karıştırın. Makarnanız hazır.


Semizotu omega 3 asitleri, alpha-linolenic asit, ascorbic asit (C vitamini), beta-karoten içerir ve antioksidandır. Taze salatada, etli ve pirinçli yemeklerde ve yoğurtlu salatalarda kullanılır. Kıpırcan kuzu gibi kıtır kıtır da yedi.

Hem ehil hem de yabani cinsleri vardır. Bizim bahçede hem ben tohumla yetiştiriyorum hem de nereden geldiyse yabanisi bahçenin her tarafında çıkıyor. Yunanlı komşum Corç bizim yabani ot dediğimiz herşeyi toplar, pişirir yer. O bir denese bizim bahçedekileri, sonra ben de deneyeceğim kesin.

Afiyet olsun.

Bookmark and Share

Haftanın Menüsü - 6 Temmuz

Geçen hafta 4 Temmuz tatili için yolculuğa çıkacağımızı unutmuşum. Bu yüzden geçen haftaki Cuma-Cumartesi ve Pazar menüsünü bu hafta tekrar ediyorum.

Pazartesi: Toptop Köfteli pirinç çorbası - Mantarlı Tavuklu Dürüm - Otlu Kuskus Makarnası
Salı: Etli nohut yemeği - Mevsim Salatası
Çarşamba: Patatesli Patlıcanlı Oturtma (*DD)- Zeytinyağlı Fasülye
Perşembe: Kalanlar
Cuma: Beşamel soslu sebzeli tavuk - Üzümlü bademli bulgur pilavı
Cumartesi: Balık - Fesleğenli Makarna - Salata
Pazar: Köfte - Fırında Patates - Salata

*DD: Derin dondurucudan

Siz yaptığınız menülerinizi Haftanın Menüsüne ekleyebilir, diğer blogger ların menülerine bakabilirsiniz.

Bookmark and Share

Seyahatlerde çocukların uyku düzeni


Foto: Haftasonu gittiğimiz Door County, WI, Peninsula State Park'ın içindeki koyda, Kıpırcan ve babası karşı sahilde oynarken, ben Kımılnaz'ı (sol alttaki arabasında) bisiklet yolunda uyuttum ve yolda bulduğum, ağaçlar arasındaki bir bankta konuşlanıp 2 saat kesintisiz kitap okudum.

Eğer uzun süreliğine yazlığa gitmiyorsanız, haftasonu kaçamakları, uzun haftasonları, bayramlar ve yıllık izinler sırasında kısa süreliğine gidilen seyahatlerde çocukların uyku düzenleri gümbürtüye gidebiliyor. Hele ki iki farklı uyku düzeni olan çocuğunuz varsa birini yatır birini kaldır derken "evde otursaydık daha iyi olurdu" diyebileceğiniz bir hale gelebiliyorsunuz. Çocukları uyutmamak da olmuyor. En azından bizimkiler uykularını tam almazlarsa ya sarhoş gibi olup kontrolden çıkıyorlar veya inanılmaz huysuz olabiliyorlar. Normal zamanlarda sabir bir uyku düzeni olan çocuklar ve ebeveynleri için bu gibi seyahatler "iyi planlama yapılmazsa" kabusa dönüşebiliyor.

Kıpırcan 4 yaşında ve yorulunca hala öğle uykusu istiyor. Kımılnaz 1.5 yaşında ve bir sabah bir öğleden sonra olmaz üzere iki uyku uyuyor. Son birkaç gezimizden edindiğim tecrübelerle birkaç çare paylaşmak istiyorum.

1. Araba yolculuklarınızı uyku vaktine denk getirin. Böylece hem yolda çocukları eğlendirmeniz ve oyalamanız gereken süre azalır. Hem de yolda geçen sürede çocuklar enerjilerini toplarlar.

2. Yürüyerek yapacağınız gezileri uyku vaktine denk getirin. Çocuğunuzu bebek arabasında "da" (stroller) uyumaya alıştırın. Gideceğiniz yerlerde, plaj bile olsa, turlayarak çocuğunuzu uyutabilecek yürüyüş yolları olması da işinizi kolaylaştırır.

3. Mümkünse otelinizi aksiyonun orta yerinde ayarlayın. Gidilecek plaj, gezilecek yerler ve müzeler vs e yakın olsun. Yürüyüş mesafesi olması daha da iyi. Böylece uyumayan ekip gezerken, uykucu ekip birkaç saatliğine otele dönüp enerji toplayabilir. Uzak olursanız, herkesin gezebilmesi için ya otelden beraber çıkılıp çocuğun uykusu heba edilir veya herkes otelde oturur gezmek isteyenlerin tatili heba edilir.

4. Mümkünse otel odanızın süit - iki odalı veya bir oda bir salon - olmasını tercih edin. Yazlık tatilse balkon veya verandası olsun. Böylece içeride çocuğunuz uyurken siz eşinizle sessiz sakin keyif yapabilirsiniz.

5. Mümkünse otelinizi havuzlu tercih edin. Yazlık tatil olmasa bile kapalı havuzu olan bir otel seçerseniz, çocuklardan biri odada uyurken (başında bir ebeveyn ile) bir ebeveyn diğer çocukla kapalı havuzda eğlenceli vakit geçirebilir. Amerika'da 3 ve hatta bazen 2 yıldızlı otellerde bile ufak bir kapalı havuz bulunabiliyor. Tabi yanınıza mayo almayı unutmayın.

Bookmark and Share

Çarşamba, Temmuz 01, 2009

Arabada çocuklarınızın ve kendi güvenliğiniz


Üç hafta evvel, güzel bir günde Chicago'da göl kenarında vakit geçirmek üzere ailece arabaya binmiş mutlu mesut otobanda yol alırken çok feci bir kazaya tanık olduk. Ama kaza olmuş ve biz yanından geçtik şeklinde değil. Kaza saatte 100 km (65 mil) hızla giderken tam yan şeridimizde gerçekleşti ve eşim hariç (o kazadan uzaklaşmak için olaydan kopmuştu) hepimiz kazayı yavaş çekim film gibi yanımızda gerçekleşirken seyretik. Kazadan sonra kenara çekip kendimize gelmek için durmak zorunda kaldık. Öyle ki Kıpırcan hala daha arada kazadan bahseder, araba niye takla atıp devrildi diye sorar.

Sebebi de inanılmaz sinir bozucu. Pikap kamyonetin bir tanesi, arkasına koca bir merdiveni bağlamadan koymuş. Otobanda o kadar hızlı giderken merdiven yere düştü. İlk iki araba hızla üzerinden geçti ama üçüncü araba önündekini yakından takip ettiği için ne olduğunu anlayamayıp, frene basıp direksiyonu sola kırdı. Önce otobanda burundan orta bariyerlere çarptı ve sonra 2 takla attı.

Bu olaydan sonra zaten çok sıkı olan "arabada araba koltuğunda oturulacak", "muhakkak emniyet kemeri bağlı olacak" ve "arka koltuktaki yolcular da kemer bağlayacak" kurallarımız artık istisna gözetmeden uygulanmaya devam ediliyor.

Sizler de "bebeğim ağlıyor", "çocucuğum isyan ediyor", "ay 2 dakika rahatlasın", "zaten 3 adımlık yol şurası" veya "karnı acıktı emzireyim" gibi gerçekten ucuz bahanelerle çocuğunuzun hayatını riske atmayın. Ben o kazayı gördükten sonra çocuk ağlıyorsa ağlasın derim veya yola çıkmam. Ama yola çıkacaksam çocuğu kesin bağlarım. Zaten eyaletimizde kanun gereği 8 yaşın altındaki çocuklar uygun koltuk veya yükseltici koltukta (booster seat) bağlı olmak zorunda. Yakaladılar mı öperler.

Türkiye'de genelde gördüğüm bebek pusetinde ve bağlı ama puset arabaya monte edilmeyip arka koltuğa öylece konuluyor. Veya bebeği bebe port denen çantanın içinde arka koltuğa ortaya koyuyorlar. Bir çarpışma veya takla atma anında arabadan ilk fırlayacak şey, bebek veya çocuk. Sürücü kucağında direksiyona tutunarak gidenleri zaten yazmıyorum, yazamıyorum.

Çocuklarınızı daha hastaneden çıkar çıkmaz arabada güvene alın. Önce bebek ve sonra çocuk koltuğu en son da yükseltici koltuk edinin. Çocuklarınızı mümkün mertebe arka koltukta oturtun. Arka koltuktaki yolcuların da kemerlerini takması için uyarın. Çünkü çarpışma anında arka koltukta emniyet kemeri takmayanlar ya önlerindeki koltuğa yüzlerini çarparlar veya orta boşluktan ön cama uçarlar. Takla atma anında emniyet kemeri takmayanların kafalarını tavana çarmaları veya yine camdan fırlamaları çok muhtemel.

Ayrıca daha evvel yazmış olduğum Arabada Bebek ve Çocukların Güvenliği yazıma göz atmanızı tavsiye ederim. Güvenli seyahatler dilerim.

Bookmark and Share