Çarşamba, Ekim 29, 2008

Linklerin güncellenmesi

Blogger'ın kapanıp açılması dolayısı ile blogger'da bulunan arkadaşlarin bir kısmı Wordpress'e, bir kısmı benim gibi kendi domainlerine geçti. Bu durumda linklerimizin güncellenmesi işi çıktı. Bunu ben kendim tek tek yapmaktansa size devrediyorum. Böylece uzun zamandır güncelleyemediğim linklerime yeni bloggerlar da eklenebilir.

Öncelikle aşağıdan kendinize uygun kategoriyi seçip o sayfaya gidiyorsunuz.

Sayfada bulunan forma ("Haftanın Menüsü" yazıyor. Dikkate almayın. Kodu yazan kişi temaya bunu sabitlemiş. Değişik temalar için özelleştiremiyorum şu anda.) üste Blog isminizi görünmesini istediğiniz gibi, altta URL yazan yere blogunuzun (yeni) adresini yazıyorsunuz ve yollaya basıyorsunuz. Adınızı yazdığınız yerde lütfen TÜRKÇE KARAKTER KULLANMAYINIZ. Düzgün çıkmıyor.

Annişler
: Blogunuz bebeğiniz ve çocucuğunuz dışında kalan işlerinizi, maceralarınızı, güncenizi de kapsıyorsa buraya.

Bebişler: Sadece bebeğinizin ve çocuğunuzun güncesini tutuyorsanız buraya.

Hamişler
: Maceraya yeni başladıysanız buraya.

Bebek ve Çocuklara özel: (Ticari olmayan) Bebek ve çocuklar için bilgi veren blog veya siteniz varsa buraya. (Ör: Oyalama Kağıdı, Benimle oynar mısın anne?, Bebeğim ne yesin?)

Anne çocuk konularını içeren blogunuzda yemek, elişi, sanat, dekorasyon, memleketin durumu vb konular hakkında yazıyor olabilirsiniz. Bu konularda ayrıca başka bir blogunuz var ve anne çocuk konularını içermiyorsa bunları lütfen eklemeyin. Kendi blogunuzdan link verin, ziyaretçileriniz oradan bulurlar yollarını.

Annişe mi koysam, bebişe mi koysam? diye fazla düşünmeyin, seçin birisini. İkisine birden koymayın.

Ticari siteler, lütfen link vermeyin. İsteyen konu ile alakalı reklam koyabilir blogun sağına soluna. Hatta ziyadesi ile memnun olurum bu duruma. pratikanne@gmail.com dan bana ulaşabilirsiniz.

Bu kurallar çerçevesinde istemediğim linki kaldırma hakkına sahip olduğumu ekliyorum.

Çok teşekkürler.

Bookmark and Share

Salı, Ekim 28, 2008

Pratik Anne "www.pratikanne.com" da



Blogger'ın kapatılması (ve kısa bir süre önce açılması) olayı ile beraber tembelliği bırakıp bloğumu uzun zamandır elimde olan www.pratikanne.com adresine geçirdim. Eskiden sadece yönlendirme vardı. Şimdi www.pratikanne.com'de kalıyorsunuz, bir yere gitmiyor. Blog içeriği hala Blogger.com da. Sadece domain ismini taşıdım.

Blog ve sitelerinizden verdiğiniz linkleri http://www.pratikanne.com/ olarak güncellerseniz sevinirim.

http://pratikanne.blogspot.com/ hala çalışıyor ve yeni domain adresine yönlendiriyor olacak.

Adres çubuğunuza sadece pratikanne.com yazdığınızda artık http://pratikanne.blogspot.com/'a yönlendirilmeden bloga ve yazılara ulaşabilirsiniz.

(Haksız yere uygulanan) Yasaklar ve sansür olmayan günler diliyorum.

Bookmark and Share

Pazar, Ekim 26, 2008

Blogger Türkiye'de yasak

Türkiye’de bizler de Youtube yasaklarına tepkisiz kaldıkça gün gelecek neyin niçin yasaklandığını dahi unutmak tehlikesıyle karşı karşıyayız.

3 gündür Türkiye Blogger'a girince mahkeme duvarı ile karşılaşıyor. Bütün yazarlar ve okurlar bu yasağı aşmak için milyon türlü yol keşfediyor. Neden olduğuna dair açıklama yoktu, sonra öğreniliyor ki, Digitürk blogger üzerinden yapılan izinsiz yayınlar nedeniyle mahkemeye başvurmuş, mahkeme uygun görmüş, sayılı blog yüzünden tüm sisteme kapatma kararı verilmiş.

Herkes "Haaa öyle mi? Hay Allah, biz de neler düşünmüştük." diyor.

Türkiye de sağ eliyle sol kulağını göstererek Blogger'a ve youtube'a girmeye, yazmaya, seyretmeye devam edecek.

Herkes Digitürk seyretmeye devam edecek.

Bir gün wordpress kapanacak (ki daha önce kapatılmıştı), öbürgün blogcu...

Bir gün taklit markba satan bir mağaza nedeniyle alışveriş merkezinin tamamı kapanacak....

Bir gün çocuklara birinin kafasına yatmayan birşey öğreten öğretmen var diye okul kapatılacak...

Bir gün bir köşe yazarının yazısı nedeniyle gazete kapatılacak (ki daha önce Vatan gazetesinin internet sitesi kapatılmıştı)

Türkiye de internet tamamen kapanana kadar sağ eliyle sol kulağını göstererek yasaklanan sitelere girmeye, yazmaya, seyretmeye devam edecek.

Biz çoluk çocuk bloggerda olmaya devam edeceğiz.

Bookmark and Share

Cuma, Ekim 24, 2008

Çocuklar için Türkçe kitap ve CD alışveriş listesi II

Geçen sene yazdığım Çocuklar için Türkçe kitap ve CD alışveriş Listesi yazısının devamı olarak bu sene Türkiye'den aldığım, okuyup da beğendiğim kitap ve CD listesi aşağıda. Çoğunlukla ya diğer blogger annelerden veya okuduğum forumdaki tavsiyelerden oluşturulmuş bir alışveriş listesi. Kıpırcan'ın 3.5 yaşında olduğunu ekleyeyim.

CD
Kar a/Banu Kanıbelli
Ölen ustalardan, vurulan küçük askerlerden fenalık geçirip çocuklara uygun Türkçe çocuk şarkısı yok diye düşünüyorsanız Banu Kanıbelli nin İlk CD si "Başka Dünya Yok" ile beraber bu CD yi de edinmeniz lazım. Yerli malı, yurdum malı budur. Çok kaliteli bir çalışma. Çocuğunuzun müzik CD si arşivinde kesinlikle bulumasında fayda var. Şarkıların bir kısmı mesaj verme kaygısı olmayan, eğlenceli şarkılar. Şarkıların sözlerinin güzelliği, müziğin kulağınızı okşaması, Banu Kanıbelli'nin o kadife sesi, hepsi bir arada dört dörtlük bir çalışma.

CD li Klasik Müzik Masalları
Bu seriden bizde iki tane - Vivaldi ve Mozart - var ve ikisi de hediye geldi. Her iki sanatçının eserlerinden kesitler ile birleştirilmiş hikayeler anlatılıyor. Bay Majör'ün konuşması açıyor her iki CD yi de. Burak hem Bay Majör'ü hem hikayeleri çok seviyor. Oyun oynarken açmıştım bir kaç kere. Dinlediğinden bile emin değildim ama yan kulağıyla dinliyordu ki herhalde hikayelerin belli yerlerini kafasında işaretlemiş. Oraya gitmemi istemişti.

KİTAP
Beş Beyaz Benekli Baykuş Bana Bakıyor/Fatih Erdoğan
Bu kitabı ailecek o kadar çok beğendik ki, sonradan aşağıdaki devamını ve serinin diğer kitaplarını aldık. Bu kitaplar "Artık Kendim Okuyabilirim" serisinden ve tüm seriyi tamamlamayı planlıyorum. Resimler çok basit ve güzel. Hikayeler harika. En güzeli benim sevdiğim gibi hikayeler şiir gibi kafiyelerle yazılmış. Okununca kulağa hitap ediyor. Kıpırcan bütün kitapları ezbere biliyor. Konuşmasına da çok faydası olduğunu söyleyebilirim.

Beş Beyaz Benekli Baykuşun Dönüşü/Fatih Erdoğan
Gırrr!/Fatih Erdoğan
Pabucumun Bağı Çözüldü/Fatih Erdoğan
Kuşumu Kim Kışkışladı?/Fatih Erdoğan "BEO - Kış Hazırlığındaki Hayvanlar" konusu için uygun bir kitap.

Babamın Burnundan Düştüm/Ayla Çınaroğlu
Çocukların doğumu ile ilgili Türkçe'de kullandığımız tüm deyişlerin çocuk gözüyle anlatıldığı çok güzel bir kitap.
Kırmızı Fil'i Gördünüz mü?/Kolektif Hem konusu hem çizimleri güzel. Kıpırcan onaylı.
Cıvıl Cıvıl Şiirler/Fatma Küçüktaş Hem anne, hem kıpırcan onaylı. Çocuklara özel şiirler.

Atakan Serisi

Çocukların kendileri ile özdeşleştirebilecekleri biri kız (Cemile) biri erkek (Atakan) iki çocuğun maceraları. Kitap isimleri fikir verecektir size.
Atakan Marangoz Ustası Oluyor/Sandrine Deredel Rogeon
Atakan İnşaat Ustası Oluyor/Sandrine Deredel Rogeon
Atakan Çok Fazla Şeker Yiyor/Sandrine Deredel Rogeon
Atakan Televizyon Seyretmek İstiyor/Sandrine Deredel Rogeon
Atakan Okula Başlıyor/Sandrine Deredel Rogeon

Dünyayı Öğreniyorum Serisi
Sadece iki tane aldım. Görsel Ansiklopediye kıyasla ince bir seri. Daha çocuksu. Çizimleri çok detaylı. Kıpırcan bir sayfayı açıp saatlerce ufak ufak detayları incelemeye bayılıyor. Özellikle taşıtlar sayısını demeye gerek yok herhalde.
Dünyayı Öğreniyorum - Teknoloji ve Ulaşım/Emma Godfrey
Dünyayı Öğreniyorum - Uygarlık Macerası/Emma Godfrey

Postacı Çocuk/Özlem Şekercioğlu Lesport
Postacı Çocuk 2 - Piranda ya Mektup/Özlem Şekercioğlu Lesport
Başka bir "Türk'ün yaptığı çocuk kitabı böyle olur" dedirten çok değişik bir çalışma. Grafikleri resim ya da çizim değil 3 boyutlu kağıt kesimler (Ör Crebro 3D). Hikaye de çok güzel. Tavsiye ederim.

Asi Robotlar - Eğlenceli Bilgi/Mike Goldsmit
Matrak Böcekler - Eğlenceli Bilgi/Nick Arnold
Bunları henüz okumadık ama biraz daha büyük yaş grubu için sanki.

Bookmark and Share

Perşembe, Ekim 23, 2008

Ne iş olsa yaparım Abi



Kıpırcan'dan kalan bu oyuncak bozulmuştu. Düğmelerine basınca ses seda ve ışık çıkmıyordu. İlk başta Yard Sale'de üç beş dolara sağlam olan gövdeyi satıp yenisini alayım diye düşündüm. Sonra açmayı denemeden atmamaya karar verdim. Çinli adamların (veya kadınların) taktıkları minik minik vidadları çıkardım. Açtım ve serdim. Bir halt anladığımdan değil. Devre kartından çıkan kablolara baktım. Maviyi mi kessem kırmızıyı bilemedim. Düğmeleri kurcaladım, bir yerde kopukluk var mı baktım. Devre kartının orasını burasını parmakladım.



Veee nasıl oldu bilmiyorum ama alet çalışamaya başladı. Tekrar hıtır hıtır tüm vidaları taktım. Hatta Kıpırcan uyandığı için o da yardım etti.

Sadece oyuncağı tamir edidp 40 küsür dolar tasarruf ettiğim için sevinmiyorum tabi. Bu oyuncak çocuklarımın "beraber" oynadıkları ilk ve tek oyuncak şu anda. Paylaşmak değil. Beraber oynuyorlar. O kadar güzel ki onları seyretmek. :)

Kız evlat, abla, eş, anne, arkadaş, şef, aşçı yamağı, temizlikçi, çamaşırcı, şöför, öğretmen, berber, fotoğrafçı, güzellik/bakım uzmanı....

+ elektrik tekniksyeni/tamircisi

Bookmark and Share

Pazar, Ekim 19, 2008

Haftanın Menüsü - 20 Ekim


Bu hafta inanılmaz yorucu ve koşusturma ile geçti. Fiziken çok yoruldum. Yine herşeye koşmaya çalışan anne/kadın/temizlikçi modunda pilim tükendi.

Bu hafta bir de başıma bir iş aldım ki çok uzun zamandır istediğim birşeydi. Yard sale (yani bahçede eski eşya satışı) ile evdeki ıvır zıvırdan kurtulup az da olsa su basan bodrumun tamirine gerekecek paraya katkıda bulunmaktı. Her yüklüğe girdiğimde üstüme üstüme gelen bir kere bile kullanmadığım eşyalar, bazı hediyeler (özürlerimle), zayıflayıp gireceğim deyip şu an itibari ile giremediğim elbiseler, hamilelik elbiselerim, Kımılnaz'ın da kullanıp artık bir daha gerekmeyeceğini planladığımız bebek eşyaları, oyuncakları, elbiseleri. Her gece çocukları yatırdıktan sonra bunları çıkarıp grupladım, yıkanacakları yıkadım, online gruplara ve mahallenin marketlerine ilan astım. Cuma akşamı sabah 3 e kadar fiyat etiketi yapıştırdım.

Hava da müsade etti Allah!a şükür. Cumartesi sabahın köründe kapıya dayanan hint göçmeni bir amcanın "mikrodalga fırın var mı?" sorusu eşliğinde tezgahı kurdum. Haftasonu çocuklara eşim baktı. Cumartesi işler süperdi ama pazar kesattı. Giden o kadar eşyaya rağmen hala bir sürü ıvır zıvır kaldı. Bir kısmını hayır kurumlarına bağışlayacağım. Geri kalanı bir sonraki Yard Sale imize.

Bahane ile bir sene evvel taşındığımız caddedeki bütün komşularımız işe tanıştık. Bolca Avon sattım ve reklam yaptım. O da iyi oldu. Hava soğuk olmasa çocukları da alırdım yanıma ama gözümüz korktu, onlarbabaları ile kapalı mekan aktivitelerine takıldılar.

Hemen haftanın menüsünü yazıp yatağa uçuyorum. Yarın işgünü. Mesai erken başlar.

Büyüyorum, Eğleniyorum, Oynuyorum da haftanın etkinlik konusu "Kış Hazırlığındaki Hayvanlar". Oyunları da buna endeksledik mi yine otomatik viteste rahat bir hafta geçiririz inşallah.

Haftanın Menüsü - 20 Ekim

Yetişkinler için


Pazartesi: İrmikli Domates Çorbası - Enginar Dolması (Enginarları acayip ucuza bulunca yüklendim) - Pilav
Salı: Kestaneli Kırmızı Lahana - Zeytinyağlı fasulye (Bahçenin mahsullerinden)
Çarşamba: Sebze Çorbası - Tavuklu veya kıymalı mini dürüm (tortilla ile burrito usulü) (Kırıntı'nın mantarlı tavuğu ilham alınabilir hımmm)
Perşembe: Kalanlar
Cuma: Erişteli Yeşil Mercimek Çorbası - Sebzeli Top Top Köfte (Geçen haftanın cuma menüsü. Perşembe dışarıda yiyince kalan yemeklerle idare ettik)
Cumartesi: Balık - Salata - Erişte
Pazar: Bezelye Yemegi - Pilav

Kımılnaz için

Pazartesi: Tavuklu Karışık Sebze Püresi- İrmikli Domates Çorbası (Sahrap Soysal'ın Anne Ben Acıktım kitabından)
Salı: Etli Karışık Sebze Püresi- Bezelye patates pırasa corbası
Çarşamba: Tavuklu Karışık Sebze Püresi - Turuncu çorba (kırmızı mercimek, havuç ve kırmızı biber - Annabel Karmel'in First Meals)
Perşembe: Tavuklu Karışık Sebze Püresi - Ispanak Çorbası (buzluktan)
Cuma: Etli Karışık Sebze Püresi - Şehriye Çorbası
Cumartesi: Etli Karışık Sebze Püresi - Yoğurt Çorbası
Pazar: Tavuklu Karışık Sebze Püresi - Bezelye Çorbası

Haftanın diğer menülerini Haftanın Menüsü'nde bulabilirsiniz.

Herkese iyi haftalar.

Bookmark and Share

Çarşamba, Ekim 15, 2008

BEO - Sonbahar

İlk defa, Büyürüyorum, Eğleniyorum, Oynuyorum başladığından beri ancak ilk defa, haftanın konusu ile ilgili birşeyler yaptık çocuklarla. Sonbahar geldi ve güzel geldi buralara. Önce menü planlama, sonra oyun planlama (BEO) hayat biraz daha kontrol altında.

İlk etkinlikte hazıra konduk. Bizim mahalle parkında eğlence parkı gibi birşey kurdular. Oraya gittik. Kıpırcan balkabağı bahçesine daldı. Balkabağı buraların sonbahar sembolü. Aynı zamanda ticari günlerden Cadılar Bayramının da.

Kendi kabağını seçti.

Sonra onu kendi boyadı.

Bir takım kümes ve ağıl hayvanları getirmişlerdi. Onları besleyip sevdi.


Akşamları evimizin önündeki ağaçtan dökülen yaprakları yaprak tırmığı ile topladı.


Benim uydurmam olan bir elişi yaptık. İnternette adam gibi çocuk figürü bulamayınca, yazıcıda resim bastırıp Kıpırcan'ın kafasından çocuk yaptım. Sonra sonbaharlık kıyafetlerinden bir takımın fotoğrafını çekip bastırıp kestim. Yanına da ağaç çizip yaprak kestim.

Kıpırcan'da kıyafetleri kendi vücuduna giydirdi ve ağaca yapraklarını yapıştırdı. Ağacı boyayıp çimleri çizdi. Bir kısım yaprakları da yere döktü (yapıştırdı). Böylece kendisini ve doğayı sonbaharlık giydirmiş oldu. Bu eserini kendi duvarına, araba posterlerinin yanına yapıştırdı. Bu aralar hep herşeyi kendi yapıyor sağolsun.

Böyle bir sonbahar eseri oldu. Diğer mevsim haftalarında da benzer şeyler yapıp Andy Warhol tadında 4 tane poster asarız duvara.



Herşeyi-ben-yapacağım Kıpırcan fotoğraf çekmeyi çok sevdiği için makinayı alıp etraftaki özellikle yaprakları sararmış ve kızarmış ağaçları çekti. Yaprak topladık ama henüz onları kullanamadık. Daha vaktimiz var, sonbahar bitene kadar.

Kımılnaz derseniz eğlence parkında abisini seyretti, koşuşturan çocuklara baktı, hayvanları inceledi. Bir gün parkta kuru yaprakların ortasına oturttum. Onları alıp alıp attı. Onu gören iki 2 yaşında olduğunu tahmin ettiğim kız çocuk Kımılnaz'ın yanına gelip yerden yaprakları toplayıp başından aşağı yağdırdılar. Evde balkabağı ile oynuyor, sapını ısırmaya çalışıyor. Abi kardeş sonbaharın güzel günlerinde havalar soğumadan hep dışarıda geçirmeye çalışıyoruz.

Biz de sebze bahçemizde artık son mahsülleri topluyoruz. Hasat vakti pek yakındır. Bir de ben penceren evimizin önündeki ağacın bir iki günde bir fotosunu çekiyorum. Enteresan bir ağaç. Yaprakları fıstık yeşili çıkıyor, normal yeşilden kısa bir süre sonra bordoya dönüyor. Sonra kızarıp sararıyor. Baharda ve yazın da çekmiştim. Her gün çekmeyi unutmazsam, sonra çektiğim fotoları arka arkaya koyup ağacın değişimini göstereceğim Kıpırcan'a.

Bookmark and Share

Pazartesi, Ekim 13, 2008

Pratik Hanımlar Menüyü Haftabaşından Planlar


Evde oturup hem çocuk, hem koca, hem yemek, hem bulaşık, hem çamaşır, hem blog, hem Avon idare edip de akıl sağlığını koruma her insanın harcı değilmiş, ben son 2.5 ayda bunu öğrendim. Bir ara ciddi ciddi ben çalışan anne olmaya dönsem herkese daha hayırlı olacak diye düşündüğüm anlar oldu. Çünkü ıvır zıvır işin peşinde koşup mutfakta hapis kalmışken çocuklara çalıştığımdan daha az vakit ayırır olmuştum.

Kendimi toparlamam ve bir takım şeyleri düzene koymam oldukça uzun zaman aldı. Hala ev başını almış gidiyor o ayrı da, gün içinde belli saatleri muhakkak çocuklara ayırıp onlarla oynayıp dışarı çıkarıyorum. Mutfak işi ded biraz daha düzene oturdu. Buna yardımcı şeyler.

1. Haftalık yemek menüsünü planlamaya başlamam
2. Oyunların ve etkinliklerin planlanması ve (yavaş yavaş) 3.5 yaşında çocuğun ve 10 aylık bebeğin beraber oynamayabilmesi (Büyüyorum - Eğleniyorum - Öğreniyorum Haftalık Oyun temalarını takip etmek bayağı iyi oluyor)
3. Çocukların uyku saatlerinin çakışmaya başlaması
4. Herşeyi rutine bağlama çalışmaları

Dünya batsa (bizim ev batsa) da her sabah bir saat Kımılnaz ile, her öğlen iki saat iki veletle başbaşa vakit geçiriyoruz. Akşamüstü uykudan sonra babamız geliyor. Ya hep beraber birşeyler yapıyoruz veya ben ufaklıkları ona teslim ediyorum, biraz eve biraz kendime vakit ayırıyorum. Bir de uyku vakti var.

Ama yine de yetmiyor. Şimdi bir de iki farklı yemek pişiyor evde.

- Biz yetişkinlere ve Kıpırcan'a
ve
- Kımılnaz'a

Mutfakta koy kalkır yerleştir pişir ısıt servis yap derken bana fenalıklar geliyor. Ben de bir çoğumuzun eminimki yaptığı gibi haftasonunda haftalık ne pişireceğimi planlamaya başladım. Hem bizim için, hem Kımılnaz için. En azınddan zihin yorgunluğu azaldı.

Öncelikle annemin mutfağımızın hakim olduğu dönemden mutfakta, dolapta, buzlukta ve derin dondurucuda ne var hepsinin envanterini çıkardım. Simdi hem taze sebze ve yiyeceklerden, hem donmuş ve kuru gıdalardan o hafta neler yapabilirim pazar akşamı listeliyorum. Bu hafta 4. haftam. Eğer yeni malzeme gerekiyorsa alışveriş de kolay ve toptan oluyor. Bazı yemekleri çokça yapıp dondurma imkanı oluyor. Veya bir gecede iki günlük yemek yapıp stoklama imkanı. Bir gece evvelden ertesi günün yemeğini yapsak veya pişirme aynı güne kalsa bir düşünmek zorunda olmamak veya gecenin bir yarısı eksik malzeme peşinde koşmamak da cabası.

Bunu üzerine yeni bir blog yarattım. Haftanın Menüsü blogunda haftalık menü yapan tüm blogcular (Bayan veya erkek) kendi bloglarımızdan bu menüleri paylaşabiliriz. Böylece hem ben her hafta menü yapmaktan kaçamamış olacağız. hem de birbirimizin menülerinden sonraki haftalar için kopya çekebileceğiz. Aslında bu menü listesinin Amerika versiyonu mevcut ama ben menülerde donmuş pizza ve ded hamburger görmekten fenalık geçirdiğim için bu blogu yarattım.

Yapmanız gereken her pazartesi listesini yaptığınız menüyü blogunuza veya websitenize koymak ve sonra Haftanın Menüsü bloguna gelmek. Amaç menü listesi yapmak olduğundan tarif yazmaya gerek yok ama isteyen yazabilir. Kendi blogunuzdaki tariflerın veya kullandığı tarifin başka adresteki linkini koyabilirsiniz. Ben pazar akşamından o haftanın menüsünü koymuş olacağım. Siz de o yazının altında bulunan kutucuğa adınızı (veya blog adını) ve blogdaki o haftaya ait menünün olduğu yazının adresini yazıp yollayacaksınız. O yazıda o haftanın bütün menü yapan blogcularının listesi ve yazılarına linkleri olacak.

Yazınızın altına Haftanın Menüsü blogunun adresini ve o haftanın menü yazısının adresini koyarsanız, sizin blogunuzu ziyaret edenler, linkten diğer tüm menüleri görebilirler.

Örnek:
13 Ekim Haftası için menüm şöyle

(Kıpırcan'ın kaka eğitimi devam ettiği için, kabız olmasın diye bolca iç çalıştıran yemek var menüde)

Yetişkinler için

Pazartesi: Kırmızı Mercimek Çorbası - Kabak Dolması
Salı: Sebze Türlü - Bulgur Pilavı - İrmik Helvası
Çarşamba: Yer Elması Çorbası - Sebzeli Tavuk Graten
Perşembe: Kalanlar - Muhallebi
Cuma: Erişteli Yeşil Mercimek Çorbası - Sebzeli Top Top Köfte
Cumartesi: Balık - Salata - Makarna
Pazar: Patlıcan Oturtma - Pilav

*Menüleri öğle ve akşam yemeği olarak ayırmadım. Her gün akşam yenilen yemeği ertesi gün akşam veya öğlen yenilecek şekilde pişiriyorum. Kişi başı iki servis kadar. Üçüncüye veya daha fazla kalanlar olursa onları artıkçı balıklar gibi ben (ve bazen eşim) yiyorum :)

Kımılnaz için

Pazartesi: Tavuklu Karışık Sebze Püresi- Kırmızı Mercimekli Kereviz Yemeği
Salı: Etli Karışık Sebze Püresi- Bulgurlu Çorba
Çarşamba: Tavuklu Karışık Sebze Püresi - Yer Elması Çorbası
Perşembe: Tavuklu Karışık Sebze Püresi - Ispanak Çorbası (donmuş)
Cuma: Etli Karışık Sebze Püresi - Balkabağı Çorbası (donmuş)
Cumartesi: Etli Karışık Sebze Püresi - Yoğurt Çorbası
Pazar: Tavuklu Karışık Sebze Püresi - Bulgurlu Çorba (donmuş)

* Menüler öğle maması ve akşam çorbası olarak hazırlıyorumç Öğlen genelde et veya tavuk püresine katılmış değişik renklerde sebze püreleri ve akşam daha hafif çorbadan oluşuyor. Sabah kahvaltısında ve akşam farklı birer çeşit meyve püresi veriyorum. Öğleden sonra (uykudan uyanınca) yoğurt veriyorum. Bunlar sabit.

Haftanın diğer menülerini Haftanın Menüsü'nde bulabilirsiniz.


-------------------------------------------------

Yukarıdaki resim bizim buzdolabı. Solda envanter, ortada menü, sağda aylık şehirde gidebileceğimiz etkinliklerin gün gün listesi var.

Cumartesi, Ekim 11, 2008

Bebek ve çocuk yemekleri için kaynaklar, websiteleri ve kitaplar

Bebeklere ve çocuklara değişik yemekler hazırlama konusunda ne kadar çok yardımcı kaynak olursa o kadar rahat oluyor. Benim beğenerek kullandığım kaynaklar şunlar.

KİTAPLAR

Super Baby Food Kitabi Benim ilk katılara geçişte başucu kitabı dediğim kitap. Özellikle doğal ve organik olmak, ve de herşeyi kendi evinde yapmayı tercih eden annelere tavsiyem. İlk yemeğin hazırlığından tutun, meyve peltesi yapmaya kadar A dan Z ye inanılmaz kapsamlı bir kitap. Dondurulmuş sebze ve meyve küpleri fikri ve daha birçok pratik öneri, tarif vs bu kitaptan. Sadece ilk bebeklik için değil tüm çocukluk için başvuru kaynağınız.







First Meals Super Baby Foods'dan sonra hem mideye hem göze hitap eden tarifler içeren harika kitap. Değişik tarifler mevcut. Resimli olması da güzel.











Anne, Ben Acıktım! 0-6 Yaş İçin Yemek Tarifleri - Sahrap Soysal

Sahrap Soysal'ın yemek kitaplarını bilen varsa bu çocuklar için olan kitabı da o kadar orijinal ve lezzet dolu. Klasik ve yöresel yemek ağırlıklı. Aileniz için ana yemek kaynağı olarak da kullanabilirsiniz. Çok değişik tarifler mevcut.









Yiyorum Büyüyorum Sevgiyle Hazırlanan Sağlıklı Çocuk Yemekleri
- M. Zümrüt Özkan Anjuere

Biraz daha modern ve gündelik yemekler. Basit malzemelerle değişik ve lezzetli kombinasyonlar var. Kategorizasyon çok güzel, elimde tavuk var ne yapsam deyip tak açıp buluyorsunuz.







Anne Yemekte Ne Var - Benal Büyükgebiz

Bu kitap elime yeni geçti. Yemek tarifi değil daha çok görsel bir kitap. Bir çocuk gastroentoloğu ile bir grafiker hazırlamış. Her sayfada başka bir tabak dekorasyonu ve sunum mevcut. Yemeklerden envai çeşit hayvan, surat, araç vs hazırlayabilmek ve ilham almak için güzel bir kitap.



WEBSİTELERİ

Bebeğim Ne Yesin? Yeni başlayanlar için güzel bir kaynak.
Sağlıklı Çocuk Yemekleri
Yiyorum Büyüyorum

Bookmark and Share

Çarşamba, Ekim 08, 2008

Bebek beslenmesi - Bebekler için yoğurt tarifi


Yine altıncı ayda başladığımızı varsaydığımız katı gıdalara 7. ay civarı yoğurt katmanızı tavsiye ediyorum. Sabah kahvaltı, öğle vakti sebze ve de akşamüstü uykusundan uyanınca bir ufak kase yoğurt bu ay için ideal bir menü.

Yoğurdun da en sağlıklısı evde taze günlük yapılanı. Evde herkes yoğurt seviyorsa orta boy cam kavanoza, sadece bebeğe ayrı hazırlanıyorsa kullanılmış ve boşalmış bir bebek maması kavanozuna hazırlayabilirsiniz.

Tarifler şöyle:

Bebek maması kavanozu ile yoğurt tarifi


Temiz kavanoza süt doldurun ve sütü cezveye aktarıp bir taşım kaynatın. Kaynamış sütü tekrar kavanoza alıp 41 C dereceye kadar soğumasını bekleyin. 41 C derecede tahta kaşıkla daha önceden dışarıda ılınmaya aldığınız bir tatlı kaşığı yoğurdu süte çalın ve karıştırın. Kavanozun ağzını kapatıp, etrafını havlu, yün hırka veya atkı gibi sıcak tutacak giyeceklerle sararak sıcak bir köşede en az 4 saat mayalanmasını bekleyin. Akşamdan yaparsanız sabah ilk iş kavanozu sarıldığı yerden çıkarıp buzdolabına koymak olsun.

Orta boy kavanoz ile yoğurt tarifi

Temiz kavanoza süt doldurun ve sütü cezveye aktarıp bir taşım kaynatın. Kaynamış sütü tekrar kavanoza alıp 41 C dereceye kadar soğumasını bekleyin. 41 C derecede tahta kaşıkla daha önceden dışarıda ılınmaya aldığınız bir veya bir buçuk çorba kaşığı yoğurdu süte çalın ve karıştırın. Kavanozun ağzını kapatıp, etrafını havlu, yün hırka veya atkı gibi sıcak tutacak giyeceklerle sararak sıcak bir köşede en az 5-6 saat mayalanmasını bekleyin. Akşamdan yaparsanız sabah ilk iş kavanozu sarıldığı yerden çıkarıp buzdolabına koymak olsun.

Ufak püf noktaları

*Sütü ve mayalık yoğurdu organik alırsanız yoğurdunuz da organik olur.

*Mayalık yoğurdu süte tahta kaşıkla çalın.

*Sütün bir kısmını Amerika'da mevcut half and half (yani yarı süt yarı kaymak krema) olarak koyup bol yağlı yapabilirsiniz.

*Kaynamış sütü kavanoza boşalttığınızda soğuması için saracağınız ortülerde bekletebilirsiniz. Böylece hem kavanozun soğuması çabuklaşır hem de örtüler kavanozdan ısı almış ve hazırlanmış olur.

Bookmark and Share

Pazartesi, Ekim 06, 2008

Bebek beslenmesi - Sebze ve meyve püreleri


Tahıllarla başladığınızda hem kahvaltıda, hem de ikinci öğun olarak meyve ve sebze vermeye başlayabilirsiniz. Yine kural alerji ihtimaline karşı her çeşit için geçişleri 2-3 günde bir tutmak. Aşağıda alerji yapma olasılığı yüksek yiyecekleri listeledim.

İster kahvaltıdan sonra ayrı, ister kahvaltıyı tatlandırmak için bulamacın içinde meyve verebilirsiniz. En güzeli vaktiniz var ise cam rendede püreleyip vermek. Demir ile etkileşip yiyeceklerin içinde mevcut olan C vitaminin daha çabuk oldürdüğü bilindiğinden cam rende ile pürelemek ve hemen sunma daha iyi. Meyve buzdolabından yeni çıkmışsa hemen tahıl mamasının içine katıp mamayı soğutabilirsiniz.

Sebzelere gelince ilk 2-3 ayda kullanacağınız en faydalı ve basit yöntem Dondurulmuş Sebze ve Meyve Küpleri. Bu yöntem hayatınızı kurtaracak emin olun.

İlk başta (6. ayda) 1 küp miktarı ile başlayın. Bebeğiniz daha fazla istedikçe 2 kübe geçin. 9-10. aylarda 3 küp yiyecektir muhtemelen. Bebeğiniz daha fazlasını alabildiğinde öğlen sebze yemeklerinden sonra bir iki küp meyve de verebilirsiniz. Tabi bu arada çorbalar yapıp sebzelere pirinç, şehriye, makarna ve et katmaya başlayacaksınız. Bu safhaya geldiğinizde yine küplere devam edin. Karbonhidratları ayrı hazırlayıp püre yapıp, sebze küplerini içine ekleyin. Küp hesabı çok rahat oluyor.

"Bugün hangi sebzeyi versem?" sorusunun cevabını ise renklerde saklı. Sebzeler üç ana renk malum: Sarı, turuncu ve yeşil

Sarılar: Patates, sarı kabak, kereviz, karnıbahar

Turuncular
: Havuç, tatlı patates (sweet potato), tatlı kabak (butternut squash)

Yeşiller:
Bezelye, fasulye, brokoli, yeşil kabak, kuşkonmaz, bamya,

Tek küp yerken her gün tek farklı renk verip, üç kübe çıktığınızda her gün her renkten bir tane verirseniz denge sağlamış olursunuz. Bir önceki gün ne verdiğinizi unutmamanız lazım.

Meyvelerde de aynı renk kuralını kullanabilirsiniz. Meyvelerde muzu catalla ezmek en kolayı. Kayısı püresini günkurusu kayısıları iyice kaynatıp soğuk suya atarak kabuklarını çıkardıktan sonra püre yapabilirsiniz.

Alerji olasılığı yüksek yiyecekler:
Çilek, narenciyeler, kavun karpuz cinsi, süt ve yumurtalar, balık türleri, fındık fıstık ailesi, hazır yiyeceklerdeki katkı ve koruma maddeleri

Color Wheel of Fruits and Vegetables

Bookmark and Share

Cumartesi, Ekim 04, 2008

Bebek beslenmesi - Tahıllar, kahvaltılar, muhallebiler


Yazılarak bu kadar ara vermemek ve yazı yazarken ekranı donan bir bilgisayar tarafından sabote edilmemek ümidi ile ikinci defa yazıma başlıyorum. Katı gıdalara geçiş konusundaki ilk yazımı burada bulabilirsiniz.

İlk katı gıdanızı 6. ay civarı, pirinç unu maması yani rice cereal ile başladığımızı varsayıp devam ediyorum. Erken başladıysanız yine bu sıra ile takip edebilirsiniz ama bence geçişleri biraz daha uzatmakta fayda olabilir. Özellikle bebeğiniz yemek istemiyor gibi gözüküyor, gazı artıyor ve kaka prblemleri oluyorsa tamamen bırakmayın ama yeni gıdaları sunmayı biraz ağırdan alın.

Bir kaç gün pirinç unu maması ile devam ettikten sonra yavaş yavaş yulaf (oat) ve çoklu tahıllara (multi-grain) geçebilirsiniz. Ben Amerika'da Earth's Best marka kutu cereal ile Whole Foods dan aldığım hazır tahıl unlarını kullanıyorum. Pirinç unu alırsam kahverengi pirinç unu kullanıyorum. İlk başlarda içindeki demir katkısından dolayı organik hazır kutu mama almakta fayda görüyorum. Ama kutu mamadan kastım içinde süt tozu veya meyve sebze tozu olmayan sade tahıl unu olanlar.

Her yeni gıdaya geçişte 2-3 gün (bazı kitaplar 4 der) bekleyip alerjik tepki var mı gözlemlemekte fayda var. Mesela:
İlk Hafta Pirinç Unu
2. Hafta Yulaf Unu
3. Hafta Çoklu Tahıl

gibi.

Kullanabileceğiniz tahıllar: Kahverengi pirinç unu, yulaf unu, kepekli buğday unu, darı unu, arpa unu ve irmik.

Şimdi gelelim ilk defa anne olmayın getirdiği ve getireceği faziletlere. Anneler, özellikle ilk kez anne olan hanımlar normal değildirler. Kendinizdeki ve etrafınızda ilk kez anne olan bu kişilerdeki değişimi henüz farketmediyseniz pek yakıdna farkedersiniz. Bu ruh halinde olan hanımlar bir kitapta okuyup, kendi tahıllarını alıp, mutfak robotunda saatlerce pirinç ve darı çevirip, hıtır hıtır tel süzgeçten geçirerek ev yapımı tahıl unları üretmeye kalkışabilirler. Eğer bu kişi sizseniz durmayın, bir tanıdığınızsa engel olmayın. Her annenin bu tecrübeyi geçirmesi gerekiyor. Sonra aklı başına geliyor insanın ama serde "süper annelik" var. Bir kere yaşamak lazım. Bazısı çocuğunu alışveriş yaparken kapısı kilitli arabanın içinde tek başına bırakır, bazısı da evde oturur kendi tahıl ununu çıkarır. (Kusura bakmayın, bu anne müsveddesine laf geçirmeden edemedim).

Üç hafta sonunda artık bebeğiniz bir yandan tahıl bir taraftan sebze ve meyve püresine alışacak. Bundan sonra kahvaltıyı tatlandırmakta fayda var. İlk başta bir çay kaşığı pekmez ile başlayabilirsiniz.

Unutmayın "1 yaşını bitirene kadar bebeğe bal vermeyin".

7. ayda peyaz peynir ve yumurta sarısı katmaya başlayın. Yumurta sarısını bir nohut tanesi kadar başlayıp bir hafta içinde bir tam yumurta sarısına çıkarın.

Unutmayın "1 yaşını bitirene kadar bebeğe yumurta beyazı vermeyin".

Bundan sonra tahıl + pekmez + tuzsuz peynir + yumurta + meyve püresi kombinasyonları ile bebeğinize çok kuvvetli bir kahvaltı sunabilirsiniz. Meyve ve tahıl çeşitlerini bebeğin kaka durumuna göre ayarlayabilirsiniz.

Pekmez koyduğunuz kahvaltıları sütle hazırlamayın. Pekmezin demir emilimini artırmak için sütlü gıdalar yerine C vitamini içeren gıdalarla beraber vermekte fayda var. Kımılnaz kahvaltıdan evvel benden sütünü aldığı için ben kahvaltısını su ile hazırlıyorum.

Miktarı bebeğinizi yediklerine göre ayarlayın. Kımılnaz 10 aylık. Genelde 2.5 oz. (80-90 cc) su ile hazırlanmış tahıl unu mamasına
1 tatlı kaşığı pekmez
1 yumurta sarısı
1 tatlı kaşığı cottage cheese
1/3 meyve püresi
ni ancak yiyor.

İlk aylarda püresini kullanabileceğiniz meyveler:
Muz, elma, armut, şeftali, kırmızı erik, kayısı, mürdüm eriği, mango ve papaya

Sabah programımız şöyle. Kımılnaz 6-6:30 civarı uyanıp (anne) süt(ü) içip geri uyuyor. 7:30 da tam uyanıyor. Onu alıp ilk önce tiroid hapımı içiyor ve iki yumurtayı cezvede ocağa koyuyorum. Kımılnaz'ı tuvalete götürüp oturağa oturtuyorum. O sırada Kıpırcan sesimizi duyup beni çağırıyor (biri odasına girmeden çıkmaz). Oğluşu kaldırıp tuvalete gitmesi için ikna ediyorum!! Tuvalete geri dönüp Kımılnaz'ı oturağından alıyorum. Genelde hem çişini hem kakasını halletmiş oluyor. Kımılnaz'ı görmek isteyen Kıpırcan geliyor. Ben Kımılnaz'ın poposunu yıkarken ona çişini yapmasını hatırlatıyorum. Kendi bombaları ile koca bir katı iptal edebilen, rahat rahat banka soygunu bile yapabileceğimizi düşündüğüm oğlum Kımılnaz'ın kakası yüzünden hafiften öğürerek dışarı çıkıyor. Oturağı temizleyip, Kıpırcan'ı tuvalet yaparken bırakarak Kımılnaz'ın altına bez takmaya gidiyorum.

Herkes temizlendikten sonra ben kahvaltıyı hazırlamaya koyuluyorum. İlk iş yumurtaları ocaktan almak. Kımılnaz hemen kahvaltı isterken, Kıpırcan hemen acıkmıyor. Ona iki kahvaltı için iki seçenek sunuyorum.

Ör: Kuru üzümlü yulaf ezmesi veya Cheerios
Ör: Tahin pekmezli ekmek veya salamlı sandviç

Hafta içi yemesi ve hazırlanması basit bir kahvaltı ile katı pişmiş bir yumurtayı önüne koyuyorum. Teoride o kendisi yiyor. Genelde kendi istediği birşey olduğu için kendi yemeye başlıyor. Sonunu ben ittiriyorum. Çok uzatırsa ısrar yok. Çünkü sadece iki elim var. Biri Kımılnaz'ı beslemeye mecbur. Haftasonu omlet, waffle, pancake gibi fantastik çeşitlerimizi beraber hazırlayıp afiyetle yiyoruz.

Esas yarış karnı acıkan ve yemeği gecikirse beynimi oyan bir çığlık atan Kımılnaz için başlıyor. En rahatı bir gece öncesinden hazırlanmış tahıl mamasını hafif ısıtıp, yukarıda listelediklerimi içine katmak. Muz ile iş kolay. Taze pürelenecek meyva olursa biraz daha uzuyor. Cam rende de yarım meyvayı rendeleyip masaya koşuyorum. Yumurta da iyice işi uzatmasın diye artık alışkanlık oldu, onu ocağa uyanır uyanmaz atıyorum.

Eğer sabah hazırlıyorsanız tahılı unu mamasını çokça hazırlayıp, gerektiği kadarını alıp gerisini (en fazla 2-3 günlü) buzdolabına atmanızı tavsiye ederim.

Hem 3.5 yaş hem de 10 aylık kahvaltı için örnek sunmuş oldum.

Bir de Amerika'da olmayıp Türkiye'de olan, Kıpırcan'da hiç yapmadığım ama Kımılnaz katılara geçmişken Türkiye'de olduğumuz için bende kalan bir gece muhallebisi alışkanlığı var. Yavaş yavaş bırakıp akşam yemeğine geçmem lazım. Bu gece muhallebisi kahvaltının sütlü (biberon maması) versiyonu. Daha çok pirinç, irmik gibi tok tutan tahıllarla hazırlanıyor. Yine elim alıştığı için Türk marka, hazır gece tahılları denen mamalardan hazırlayıp veriyorum.

Elimde muhallebi tarifi var ama içine şeker katılmıştı, ben çıkardım. Ben bebeklere ilk sene şeker ve tuz verilmemesi gerektiğine inanıyorum. Küçük kütlelerine nispeten yükleme yapıp "oy maşallah" diye sevilen kof bebekler yaratıyor bu fazla yüklemeler. Tatlandırmak istediğiniz yiyeceklere ya tatlı sebze veya meyve katın, en sağlıklısı. Anne sütü kendinden şekerli zaten.

Muhallebi
100 cc süt (anne sütü veya biberon maması /formula ile hazırlanmış)
5 gr (1 tatlı kaşığı) pirinç unu

Sütü cezveye koyup içine pirinç ununu katın. Yavaş ateşte pirinç ununu ezerek pişirin. Koyulaşıp muhallebi olunca suğutup ılık ılık bebeğinize verin.

Afiyet olsun

Bookmark and Share