Her bebek ve her çocuk gerçekten birbirinden çok ama çok farklı oluyor. Kardeş olsalar bile. Uyku konusu da bunların başında geliyor. Kıpırcan uyku vakti kaçınca hep huzursuz olur, çok huysuzlanırdı. Kımılnaz çok abartmadıkça fazla problem etmiyor. Kıpırcan 3 aylıkken düzene girmiş ve gece uyanmadan uyumaya başlamıştı. Kımılnaz'ı daha yeni düzene koyduk, ve geceleri hala uyanıyor. Kıpırcan'da uyuyana kadar hep yanında olmak gerekirdi. Kımılnaz'ı biraz pışpışladıktan sonra CD ile başbaşa bırakınca kendi dalıyor. İlk başta çıkınca arkamızdan kızıyor tabi, o ayrı.
Türkiye'den döndüğümüzden beri hala yerleşip, bir düzen oturmaya çalışmakla geçiyor günler. Ama havanın güzel oluşundan dolayı mümkün mertebe dışarıda vakit geçirmeye çalışmamız, bu arada sonbaharda Kıpırcan'ı yazdırmak için uygun yuva arayışlarım günlerin çoğunlukla hayhuy içinde geçmesine neden oluyor.
Yine de elimden geldiği kadar herkesi rahat ettirmeye çalışıyorum. Bunların en başında evden sabah çıkarken öğleden sonra eve gelecekmiş gibi toparlanıp çıkmamız geliyor. Yani Kımılnaz arabasında uyusun diye battaniyesi, herkesin kuşluk ve öğle yemekleri hazırlanıp çantaya konuluyor ve kahvaltımızı yapıp dışarı atıyoruz kendimizi. Böylece Kımılnaz sabah uykusunu arabasında uyuyor. Öğle yemeğini de hava elverdikçe parkta yiyip öyle geliyoruz.
Eve gelince el yüz yıkanıyor. Ben hemen Kımılnaz'ı yatağına koyuyorum. Kıpırcan ya meyve yiyor veya varsa kakasını yapması için bekliyorum. Sonra onu yatağına koyuyorum. Bu aralar pek uyumuyor öğle uykusunu ama en azından yatakta dinleniyor. O bir iki saat bana dinlence oluyor. Genelde "hadi ev işi yapayım" diyorum ama sonra ben de 1-2 saat kestiriyorum. İşte bu yüzden ev bir türlü yerleşmiyor. Bulaşık makinası 4 kişi için her Allah'ın günü çalışıyor. Yemekler hep ev yemeği de, Kımılnaz birkaç gündür kavanoz maması yiyor. Sebze ve baklagilleri aldım ama haşlayıp püre yapmam için elime bakıyorlar.
Kımılnaz'ın uykusunda oldukça iyi bir noktaya geldim. Günlük düzeni belli oldu. Sabah uyandıktan bir saat sonra 1 saat, öğlen 2-3 saat uyku uyuyor. Bazen, özellikle de sabah uykusu uyumamışsa (ki bu benim suçum oluyor) akşam bir 45 dakika daha kestirmek istiyor. Sonra 7:00 gibi rutine başlayıp banyo, meme ve ninni ile 7:30- 8:00 gibi uykuya dalmış oluyor. Genellikle diye ekliyorum. Arada nedeni belirsiz bir şekilde cin gibi 9:00 a kadar oturduğu da oluyor.
Uyku vaktini geçirmemişsem uykuya dalması da rutini ile çok kolay oluyor. 7 ay farklı şekillerde ve özellikle son bir ayda kapı kapı dolaştığı için bilimum farklı yerde uyumak durumunda kaldıktan sonra, ya yatağını hatırladığından ya özlediğinden hemen uyuyacağı yeri öğrendi. Ben alışması zor olur diye korkuyordum ama düzen, düzensizlikten daha ağır basında hiç gıkı çıkmadı yavrumun.
Rutinimiz şöyle: Uyku vakti geldiğinde odaya giriyoruz. Odamızın perdesi gün ışığını azaltacak şekilde kalın. Hatta aradan sızan ve kuvvetlı gelen öğle ışığını engellemek için beşiğinin üzerine çadır gibi battaniye örtülü. Kımılnaz kucağımda dik halde, "Dandini dandini dastanayı" söyleyerek, sırtına pıtpıtlayarak odada volta atıyoruz. O daha ilk kıta da işareti alıp kafasını koynuma sokuyor. Biraz volta atıp sakinleştikten sonra (burada sakinleşmeyi dışarının hayhuyundan arınmak olarak kullanıyorum, yoksa bağırıp çağırmıyor zaten kucağımda) hemen yatağın yanında biraz kucağımda sallıyorum. O da canı isterse dik durumdan yan yatar duruma getiriyor kendini hemen.
Sallamayı genelde ağır ağır bacaklarımla yaylanarak yapıyorum. Genelde bu süreci spor yapmak için kullanıyorum desem güler misiniz? Değişik "step touch", "squat" (türkçe tabirlerini bilmiyorum) gibi hareketler yaparak sallanıyoruz. Sonra Kımılnaz'ı yatağa bırakıyorum yavaşça. Bazen poposu dönük kalıyor ve uyuyor. Bazen bana dönüyor. O zaman "Kendi sesinizden ninni CD si hazırlayın" yazısında yazdığım ve Kımılnaz'da repertuarı bayağı genişlettiğim ninni CD sini açıyorum ve çıkıyorum. Ses dinleme aletinden dinlemeye devam ediyorum. Çok bağırırsa bazen gidip kontrol ediyorum, kaldırıp sırtına vuruyorum. Özellikle yemeklerden sonra hala gazı oluyor. Gaz olmadığından emin oluyorum. O da genelde mızıldana mızıldana uyuyor.
Gece kalkmaları azaldı ama hala bir kere muhakkak uyanıyor. Normalde Kıpırcan Baby Whisperer'ın tavsiye ettiği gece beslemeleri ile 7-7 arası uyanmadan uyurdu. Kımılnaz'da 7-8 gibi yatıyor. Sonra uyurken iki defa besliyorum ama 3-4 gibi illa bir kere beslenmeye muhakkak uyanıyor. Alışık değilim ve çok koyuyor bana gece uyanmak. Çok mızmızın bu konuda, uykum tatlı.
Ne yaptımsa bunu kaldıramadım ama sebebini de buldum sanırım. Kımılnaz gündüz yeteri kadar süt emmiyor. Bu dönemde normal birşey olsa gerek. Bir sabah unutmazsam hastanenin emzirme danışmanlarını aramak istiyorum. Sabah uykulu güzel emiyor, akşam yatmadan ve yattıktan sonra da iyi emiyor ama aradaki iki gündüz beslemesinde dalga geçiyor meme de. Bu da bize gece beslenmesi olarak geri dönüyor. Ne yaptımsa ciddiyeti geri getiremedim. Uykudan hemen uyandıktan sonra emse bile bir süre sonra açılıp etrafla ilgilenmeye başlıyor. Oda loş, etraf sessiz ama etrafta seyredilecek, ahtapot kolları ile çekiştirmeye çalışacak birşey buluyor. Bu dönemin geçmesini, sütüm kesilmeden aklının başına gelmesini ümit ediyorum. Arada sütüm azalmasın diye pompa ile sağıyorum. Ama hatuncan biberon da almıyor haspa. Özellikle de benden. Bilmiş bilmiş biberon veya suluğu itip kafayı memenin olduğu yere yapıştırıyor. Sütleri mama yapmada kullanıyorum.
İşte bu problemi ortadan kaldırır, gündüz yeterince süt depolamasını sağlarsam gece beslenme ihtiyacının da ortadan kalkacağını "umuyorum". Umduğum gibi de olmayabilir farkındayım. Bütün olasılıkları gözden geçiriyorum. Ama gece uyanmalarını kesme yazısında yazdığım herşeyi deneyip de hala uyutamayınca geri elimde sebep olarak bu kaldı. Çünkü gece uyandığında iki emip geri yatmıyor. uzun uzun kana kana süt içiyor yavrucak. Gündüz aklın nerede yavrum? Her ikimiz gece kesintisiz uyusak ne güzel olacak.
Pazartesi, Ağustos 11, 2008
Çarşamba, Ağustos 06, 2008
Yaratıcı çocuk odaları ve oyuncakları


Benim zevkle takip ettiğim bloglardan biri Ikea Hacker. Bu blogda IKEA dan alınmış basit mobilya ve eşyalarla yapılmış oyuncaklar ve düzenlenmiş harika odalar, oyun alanları var. Ben çocuk etiketli yazıların linkini vereyim. Siz zaten kaptırır bütün blogu gezersiniz.
Ikea Hacker children
Resimler: Ikea Hacker
Etiketler:
Oyunlar ve Oyuncaklar,
Yaratıcı Çözümler
Salı, Ağustos 05, 2008
Bebek beslenmesi - Katı gıdalara geçiş
İlk altı ay anne sütü veya burada formula denilen biberon maması ile idare ettikten sonra artık bebekleri katı gıdalar ile tanıştırmak gerekiyor. Katı gıdalara geçişte doktorların grup grup değişik önerileri ve yöntemleri oluyor. Aşağıda yazacaklarım benim doktorumun önerilerinin, genel olarak Amerika'da geçerli olan yöntemlerin, okuduklarımın ve annemlerden gördükleriminin karmasından benim çocuklarım için uygun olduklarının filtrelenmiş halidir. Kıpırcan ve Kımılnaz arasında bile uygulamada farklılıklar gerektiğinden sizin çocuğunuzun alışkanlıkları, ihtiyaçlarının farklı olması çok doğaldır.
Katı gıdalar ve yemek alışkanlıkları ile ilgili genel kurallar :
1. Annelik içgüdünüze güvenin.
2. İlk bir sene katı gıdalara geçseniz de bebeğinizin ana gıdası anne sütü veya formula / biberon mamasıdır. Önce emzirip sonra mamayı verin.
3. Bebeğinizin kilo problemi yoksa veya siz yemek yerken aşırı ilgi göstermiyorsa katılara ve de suya geçiş yaşı 6 aydır.
4. İlk sene bal, yumurta beyazı, inek sütü verilmez. Bazı alerjik reaksiyona yolaçması muhtemel meyve ve fındık fıstık çeşitleri de bir yaştan sonraya bırakılmalıdır.
5. Özellikle alerjik reaksiyonları gözlemlemek açısından bebeklerde her yeni gıdaya geçişi üç beş günde bir yapın.
6. İlk sene şeker ve tuz katkısını hiç yapmamak veya mümkün olduğunca az tutmak gerek (çocuğun kütlesine göre fazla gelebilir)
7. Bebek ve çocuklar doyduklarının sinyalini verebilirler. Bu sinyali dinlemek ve de kafamızdan uydurduğumuz bir ölçüyü bitirene kadar yemeye zorlamamayın.
8. Bir bebek veya çocuk bir yetişkin kadar yemek yiyemez, yemek zorunda değildir.
9. Her çocuğun iştahı aynı olmadığı gibi, bir çocuğun farklı günlerde iştahı farklı olabilir. Bazı günler çok aç bazı günler az aç olabilir. Sabaj kahvaltıda çok yer, öğlen az ister, akşama çok acıkır. Kilo problemi olmadığı takdirde çocuğa istediği kadar yemek verin.
Katı gıdalar ve yemek alışkanlıkları ile ilgili genel kurallar :
1. Annelik içgüdünüze güvenin.
2. İlk bir sene katı gıdalara geçseniz de bebeğinizin ana gıdası anne sütü veya formula / biberon mamasıdır. Önce emzirip sonra mamayı verin.
3. Bebeğinizin kilo problemi yoksa veya siz yemek yerken aşırı ilgi göstermiyorsa katılara ve de suya geçiş yaşı 6 aydır.
4. İlk sene bal, yumurta beyazı, inek sütü verilmez. Bazı alerjik reaksiyona yolaçması muhtemel meyve ve fındık fıstık çeşitleri de bir yaştan sonraya bırakılmalıdır.
5. Özellikle alerjik reaksiyonları gözlemlemek açısından bebeklerde her yeni gıdaya geçişi üç beş günde bir yapın.
6. İlk sene şeker ve tuz katkısını hiç yapmamak veya mümkün olduğunca az tutmak gerek (çocuğun kütlesine göre fazla gelebilir)
7. Bebek ve çocuklar doyduklarının sinyalini verebilirler. Bu sinyali dinlemek ve de kafamızdan uydurduğumuz bir ölçüyü bitirene kadar yemeye zorlamamayın.
8. Bir bebek veya çocuk bir yetişkin kadar yemek yiyemez, yemek zorunda değildir.
9. Her çocuğun iştahı aynı olmadığı gibi, bir çocuğun farklı günlerde iştahı farklı olabilir. Bazı günler çok aç bazı günler az aç olabilir. Sabaj kahvaltıda çok yer, öğlen az ister, akşama çok acıkır. Kilo problemi olmadığı takdirde çocuğa istediği kadar yemek verin.
10. Çocuğunuzun tabağını tepeleme doldurup gözünü korkutmayın. Azar azar doldurun, bitirdikçe daha aç gibiyse ekleme yapın. Hem tabakta yemek kalmasın diye siz ağzına tıkmak zorunda kalmazsınız, veya kalanı atmak zorunda kalmazsınız, hem de çocuğunuz ben bu kadar yemeği nasıl yiyeceğim diye panik olmaz. (BK - Ana'dan öğrendim)
11. Bir yaşından sonra bebeklerin iştahında bir azalma görülür. Çünkü kilo alımı ve boy uzaması ilk seneye göre nispeten yavaşlar. Endişe kumkuması olup çocuğu aynı ivmeyle beslemeye devam etmekte inat etmeyin.
12. Yemek vakti ailenin bir araya geldiği vakittir. Büyük küçük tüm aile fertleri sofrada hep beraber yemek yerler. (BK)
13. Mümkünse TV karşısında yemek yenmemelidir. Arkada müzik olabilir. (BK)
14. Kendi yemeye mukabil çocuklar kendi yemek yemeye bırakılmalı, böylece kendi açlık ve tokluğunu ayarlamayı öğrenmelidir. Kaşık veya çatalla çocuk peşinden koşmak gereksizdir. (BK)
15. Çocuğunuzla yemek miktarı yüzünden inatlaşmayın. Aksine tepki yaratır, bir öğün sonra acıkıp yemek yiyecek çocuğu yeme eyleminden soğutursunuz. Ağzı kapayıp kafayı sağa sola çevirmesini oyun haline getirmesine izin vermeyin.
16. KENDİ ÇOCUĞUNUZ İLE BAŞKALARININ ÇOCUKLARININ NE YEDİĞİNİ VE NE KADAR YEDİĞİNİ KIYASLAMAYIN.
11. Bir yaşından sonra bebeklerin iştahında bir azalma görülür. Çünkü kilo alımı ve boy uzaması ilk seneye göre nispeten yavaşlar. Endişe kumkuması olup çocuğu aynı ivmeyle beslemeye devam etmekte inat etmeyin.
12. Yemek vakti ailenin bir araya geldiği vakittir. Büyük küçük tüm aile fertleri sofrada hep beraber yemek yerler. (BK)
13. Mümkünse TV karşısında yemek yenmemelidir. Arkada müzik olabilir. (BK)
14. Kendi yemeye mukabil çocuklar kendi yemek yemeye bırakılmalı, böylece kendi açlık ve tokluğunu ayarlamayı öğrenmelidir. Kaşık veya çatalla çocuk peşinden koşmak gereksizdir. (BK)
15. Çocuğunuzla yemek miktarı yüzünden inatlaşmayın. Aksine tepki yaratır, bir öğün sonra acıkıp yemek yiyecek çocuğu yeme eyleminden soğutursunuz. Ağzı kapayıp kafayı sağa sola çevirmesini oyun haline getirmesine izin vermeyin.
16. KENDİ ÇOCUĞUNUZ İLE BAŞKALARININ ÇOCUKLARININ NE YEDİĞİNİ VE NE KADAR YEDİĞİNİ KIYASLAMAYIN.
*BK: Benim kurallarım
Bu kadar emir kipli kuraldan sonra içeriğe geçelim. Biz Kıpırcan'da doktorun tavsiyesi ile 6. aya kadar bekledikten sonra burada rice cereal denen içeriği pirinç unu olan fakat hazır kutu hali demirle zenginleştirilmiş kahverengi pirinç unu mama ile başladık. Kımılnaz'da da doktor yine, eğer yemeğe çok ilgi göstermezse kilo problemi yok 6. aya kadar bekleyin demişti. Ancak Kımılnaz biz yemek yerken ağzını kuş gibi açmaya, kaşıklara saldırmaya başlayınca 5. ayı bir hafta geçtiğimizde yine rice cereal ile başladık. Kıpırcan'da özellikle ilk iki sene tamamen organik gıda kullandım. Şu anda süt, yumurta, yoğurt gibi gıdaları özellikle organik almaya devam ediyorum. Normal marketlere organik geldiği için artık hepimize organik alıyorum iyi oluyor ancak bazen denk gelmediğinde o kadar üzerinde durmuyorum. İyice yıkayıp pişirmeye gayret ediyorum. Kımılnaz'a da 2 yaşına gelene kadar sadece ve sadece organik vermeye çalışacağım. Sebebi kütlesine göre çok yoğun miktarda katı gıda aldığı için organik olmayan gıdalarla beraber bünyesine girecek ilaç ve kimyasalların daha fazla etki edeceği korkusu.
Katı gıdalara geçiş ile beraber artık her öğünden sonra yine ufak bir miktar su vermeye başladık. İlk altı ay su vermemiştik. Hem agzını çalkalamak hem de bağırsaklarının çalışmasına yardım etmesi için verdiğim suyu kaynatıp soğutup veriyorum. Kımılnaz zaten biberon almadığı için suluk kullanıyorum.
Bebeğinizin ilk mamasını doktorunuzun onaylaması ile beraber altıncı aya girdiği hafta ilk cumartesi sabahı verebilirsiniz. Hem çalışan çalışmayan herkes evde olur, gün içinde ve haftasonu tepkisini görmüş olursunuz. Hem de biri mama verirken kameramanlarda hazır olmuş olur. İlk emzirmeden sonra mama sandalyesini, önlüğü, tabak kaşığı, ve kamerayı hazır edin. İlk mama tarifi aşağıda. Bebeğinize afiyetle tattırın.
İlk mama:
1 ölçek anne sütüne veya biberon mamasına bir çorba kaşığı kadar rice cereal veya pirinç unu maması (veya Türkiye'de hazır Milupa, Bebelac marka mamalar) katıp ısıtın. İstediğiniz yoğunluğu yakalayıncaya kadar ayarlama yapabilirsiniz. Her mama tozunun yoğunlaşma oranı farklı oluyor. Ilıtıp verin.
Katı gıdalara geçişle beraber alınan besinin içeriğinin yanında bence atlanılan çok mühim birşey var. O da bebeğin katı gıdaları yeme biçimi. Katı gıdalara geçişin ilk bir iki haftası zaten bebeğin ne yediğinden ziyade nasıl yemeye alışacağı ile ilgili. Unutmayın ki bebeğiniz besinini 6 ay boyunca sizin vucut sıcaklığınızda bir tatlı bir sıvıyı emerek aldı. Emme işlemi bebeklerin dili meme ucuna doğru ileri bastırarak yaptıkları bir eylem. Birden bire daha yoğun, bazen daha farklı sıcaklıkta ve tatta bir maddeyi diliyle içeri alarak yutmayı öğrenmesi mümkün değil. O yüzden ilk günlerde kaşığı diliyle itmesi, ağzına aldığını püskürtmesi, eliyle kaşığı almaya çalışması veya itmesi çok normal. Bu yemek istemediği anlamına gelmez. Bunun için sizin de bebeğinizi gözlemleyip ona yardımcı olmanız gerek. Öncelikle ilk günler için düze yakın ve Türk çay kaşığu büyüklüğünde kaşık kullanın. Mamanın 36 C derece civarında olmasına dikkat edin. Ne fazla sıcak ne fazla soğuk. İlk mama sütten biraz daha fazla yoğun olsun. Hemen patates püresi kıvanımda mamayı dayamayın. İlk mamaları biberonla vermeyin. Yazdığım gibi amaç ne aldığının yanında nasıl aldığı, yemek yeme alışkanlığının başlaması. Biberonun deliğini açıp koyu muhallebi vermeyin. Boğulma riski mevcut. Son olarak kaşığa doldurduğunuz orta miktarda mamayı bebeğinizin göz hizzasina getirip ağzını açmasını bekleyin. Sonra yavaşça kaşığı üst damağa doğru meyledip ağzını kapamasını bekleyin. Refleks ile dilini ittirirse kaşıktaki mamayı üst damağa sıyırıp bırakın ki mamayı tatsın, dili ile hissetsin ve de sonra yutmaya çalışsın. Böyle böyle artık bebeğiniz de mamayı almaya, kaşığa diliyle hakim olmaya ve diliyle mamayı geri alarak yutmaya alışacaktır.
Türkiye'de bazı doktorlar 4. ayda meyve suyu vermeyi öneriyorlar. Bazıları da önermiyor artık. Ben ihtiyaç olmadığını düşünüyorum. Taze meyveden sıkılan meyve suyunda çok fazla yoğun meyve şekeri olduğundan bunun bir bebeğin ilk gıdası olarak uygun olmayacağını okumuştum. Amerika'da doktorlar uzun sure meyve suyu önermiyorlar ve de başlayın dediklerinde mutlaka bire bir oranda sulandırılmasını tavsiye ediyorlar. Meyvenin ya püre olarak veya yaşı geldiğinde küçük parçalar halinde vermek daha uygun.
Kahvaltılar, tahıllar bir sonraki yazıda.
Etiketler:
Bebek Bakımı,
Beslenme,
Emzirme
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







