Dün akşam çook uzun zaman sonra ilk defa TV seyrettim. Oturup kendim açtığımdan değil. Akşam evden çıkarken anneannem için açmıştım. Geldiğimizde hala açıktı ve enteresan bir program vardı. Kapamak yerine oturup seyrettim. Seyrettim de kendi kendime "pratik oldum ben" diyorum diye utandım valla.İlk program önce ikiz, 3 sene sonra altız sahibi olmus gencecik bir çiftin hikayesi idi. Gosselin ailesi Şu anda 6 yaşın altında 8 çocukları var. Hepsi birbirinden şirin. Tabi anne Kate evde inanılmaz bir düzen oturtmuş. Kesinlikle hazır yemek yenmiyor. Kolaya da kaçmak yok, hep ev yapımı ve mümkün olduğunca organik. İnsan annenin dağılmış olmasını bekler değil mi Allah dağına göre kar veriyor demek. Kate hala çok hoştu. Bir tek 6 bebek taşımaktan karnı
yamulmuş. Onu da hayırsever bir plastik cerrah adam etti. İnsan öyle ekrandan tabi çook küçük bir kısmını görüyor onların günlük hayatının.İkincisi de TV de üçüncü programlarını yapan 16 (bu aralar 17. geliyormuş) çocuklu bir ailenin kendi evlerini yapmasını anlatan program. Daha evvel bu aile ile ilgili diğer programları da görmüştüm. Anne 38 yaşlarında olsa gerek. Duggar ailesinin en büyüğü 18 yaşında 16 çocukları var. 2 çift ikiz, gerisi tekil. Sistematiklik ve pratiklik konusunda tabi bu ailenin üstüne yok. İş ne kadar çoksa iş yapacak kuvvetler de o kadar çok. Herkesin evde bir vazifesi var. Bir de her büyük çocuğun sorumlu olduğu
küçük bir çocuk var. Ama hani "ben sana göz kulak olayım" bab'ında değil. Bebek memeden kesildikten sonra abla veya ağabey tarafından büyütülmek üzere ona teslim ediliyor. Bu durumda anneye sadece ekip yönetimi ve hamile kalıp çocuk doğurmak kalıyor. Anne bir tek en küçük bebeğe bakıyor. Büyük çocuklarına ne kadar annelik yapıyor orası şaibeli. Çocuklar evde anneleri tarafından okutuluyor. Yani anne hem yönetici, hem öğretmen. Çocuklarına randevu sistemi ile tek tek vakit ayırıyor. Dün seyrettiğim program baba tarafından tasarlanmış 7,000 sq.ft. evin sadece aile fertleri tarafından yapılmasını anlatıyordu. En sonlarda artık yardım aldılar ama ilk üç sene sadece bir tanıdıklarının testeği ile kendileri öğrenip kız erkek 8 yaşından büyük tüm çocukların çalışması ile evi inşa etmişler. Aynı bizim tarımsal yerleşim yerlerindeki tarlaya işçi mantığında çok çocuk doğuran aileler gibi. Yani kısaca evdeki düzen oha dedirtsede 17 çocuk sahibi olmak ne anne ne de çocuklar açısından çok takdir ettiğim bir durum değil. O çocuklara kimse sormuyor günde "10 makina çamaşır yıkamayı tercih eder miydin?" (kızlardan birinin vazifesi) veya "10 yaşında, 2 yaşında bir bebeğe bakmak ister misin?" diye.Neyse tek çocukla kendimi birşey zanneden ben şöyle bir boyumun ölçüsünü almış oldum.







Her hamişin dört gözle ve merakla beklediği bir olaydır yavrusunu emzirmek. Annenin 9 ay içinde büyüttüğü hissettiği canı doğduktan sonra tekrar birbirine bağlayan bir bağdır. O duyguyu yaşamadan tarif etmenin imkan var mı emin değilim ama insan hakikaten inanılmaz büyüklük ve ululuk duygusuna kapılıyor. Annelik mi diyeyim sahiplenme mi bir yoğunluk geliyor insanın üzerine. Ufacık bir canlının size ne kadar muhtaç olduğunu görüyorsunuz.

Bu özellik yüzünden annelerin her emzirmelerinde bir göğüsteki süt tamamen bitene kadar emzirmeleri tavsiye edilir. Özellikle bebeğiniz sütü emiyor ve kilo almıyor gibi gözüküyorsa bir ihtimal bu yağlı kısma ulaşamıyor olması olabilir. Bebeğinizin sütten yeteri kadar faydalanması için saatle, 10 dk sağdan, 10 dakika soldan emzirmek yerine, bir göğüs tamamen boşalana kadar emzirmek bebeğin besin alışı açısından çok mühimdir. Eğer bebek bir göğsü boşaltacak kadar içmiyorsa veya saatle emzirmeyi tercih ediyorsanız geri kalan sütü sağmanızı tavsiye ederim. Çünkü göğüslerin tam boşalmadığı sinyalini alan beyin, bir sonraki seansa ihtiyaç olmadığını düşünerek daha az süt üretecektir. 


Şimdi Kımılnaz geliyor. Nasıl olacak diye düşündüğüm zamanlar olmuyor değil ama biliyorum ki sonunda sanki hep 4 kişi çekirdek aileymişiz gibi bir düzen alıp bizi götürecek. Bu konuda çok çocuklu anneler bana biraz yardım ederler artık. Belki başlarda Kıpırcan tek çocuk ve tek torun olmanın özel ve güzel yanlarını özler ama o hala benim biricik oğluşum. Dün akşam bunu birbirimize söyler gibi (hiç alışık olmadığımız bir biçimde) yanyana, ellerim onun minik ellerinin içinde, sıcak nefesi koynumda beraberce uyuduk. Zaten hamileliğimin başından beri, hissediyor mudur nedir, gittikçe bana düşkün olmaya başladı. Ana Meksika da çocukların hamileyken annelerine daha bağlandıklarına inandıklarını söyledi. O yüzden ben ona haberi verene kadar o şüphelenmiş bile.



Bu çorba doğal olarak yukarıdaki yazıma ters düşüyor ama taa 

